27 Kasım 2016 Pazar

Kurabiye Hırsızı*

Can okur,
Bir haftalığına İstanbul'dan kaçmayı başardık Jeff'le. Gezi ayrı bir yazının konusu ama ondan önce, arayı da çok açmayalım diye, Barcelona Havaalanında, youtubedan bir video dinlerken bahsi geçen bir şiiri almak isterim aşağıya.  O an, manzarayı canlandırmam hiç de zor olmadı malum, olay yerinde bulunmaktaydım.
Başta bana olmak üzere, mazlum sarhoşluğuyla, kendi zalımlığına körleşenlere çok zarif, çok ince bir eleştiri, zannımca.
Afiyet olsun, sindirebilene.




KURABİYE HIRSIZI
Kadının biri, bir gece yarısı bekliyordu havaalanının birinde.
Uçuşuna henüz saatler vardı.
Havaalanındaki dükkanlardan bir kitap bir paket de kurabiye aldı.
Ve oturacak bir yer kaptı kendine.
Kendini kitaba kaptırmış okurken bir de baktı
Yanında oturan adam, bir yüzsüzlük abidesi
Paketinden iki de bir de kurabiye alıp yemekteydi,
Kadın manzarayı görmezden gelmeye çalıştı,
Kurabiyelerini katır kutur yiyip, saati izlemeye koyuldu
Pervasız kurabiye hırsızı kurabiye stoğunu azaltır
Dakikalar tik tak ederken, kadının siniri gitgide bozuluyordu
'Kibar bi insan olmasam, şimdiye gözünü morartmıştım' diye düşünüyordu
Kadın her kurabiye aldığında, adam da bi tane alıyordu
Nihayet sadece bir tane kaldı pakette,
Şimdi kadın, adamın ne yapacağını merak ediyordu
Yüzünde bir gülümseme ve biraz da gergin bir kahkahayla
Son kurabiyeyi aldı adam ve ortadan ikiye kırdı
Yarısını kadına uzattı, diğer yarıyı da kendi yedi.
Kadın, kaptı kurabiyeyi ve... Hey Allahım, dedi içinden, 
'Ne pervasız, ne kaba adam 
İnsan bi teşekkür eder' diye geçirdi.
En son ne zaman bu kadar bozulduğunu hatırlayamadı
Ve uçuşun anonsu yapıldığında sonunda, rahatladı.
Eşyalarını toparladı ve biniş kapısına yöneldi.
Nankör hırsıza dönüp bakmadı 
Uçağına bindi, koltuğuna yayıldı.
Neredeyse sonuna geldiği kitabını almak için,
Çantasına uzandı ki, bir de ne görsün.
Kendi kurabiye paketi, gözlerinin önünde durmaktaydı.
E, dedi çaresizlik içinde, benimkiler burdaysa,
Diğerleri onunkilerdi, demek benimle kurabiyelerini bölüştü.
 Kadın kahırla fark etti ki özür dilemek için artık çok geçti,
Kaba olan, nankör olan, hırsız olan, kadının ta kendisiydi.
*Valerie Cox'un The Cookie Thief şiirini kendisine sormadan çevirip yukarıya koyuyorum. Beni affetsin artıkın.

17 Kasım 2016 Perşembe

Bolluk&Bereket

Can okur, ciger okur,
      İngiltere Brexit'le AB'den çıkma kararı verdi, Kolombiya barış sürecine 'hayır' dedi, Donald Trump Amerika'nın başkanı seçildi, demek ki öyle 'bu insanlar bidon kafalı' gibisinden kestirme ve saçma laflarla politik ve sosyal tablolar okunmuyormuş, demek ki dünya başka bir yere savruluyor veya başka bir yere ilerlemek istiyor ama bi takım insanlar oraya ilerlemesini istemiyormuş...
Bu derece soyut bir girizgahtan sonra yazıyı okumaya devam eden kaldıysa eğer o bir kişiyle konuşmaya devam edeyim...
   Yaşam ve refah arasında doğrudan bir bağlantı var canikom. Esasında refah, insan evladının biricik amacı. Dünya, sefahatin dibine vurmuş olanlar ve onları medyadan takip edip ağzının suyu akanlar olarak muntazaman ikiye ayrılmış vaziyette. Bu tablo kaçınılmaz bir çatışma ve yıkım yaratmakta. 
Kaynaklar sınırlı, malumumuz. Sınırsız ölçüde sahip olmak diye bir şey mimkin değil. Zaten, huzurun çok eşyaya sahip olmakla geleceği amerikan rüyası formunda bir yalan. nokta.

    Öte yandan refah ve tüketim karıştırılmakta. Refah kelime anlamıyla, bolluk ve rahat içinde yaşamak demek. Sevgi bolluğu, yiyecek bolluğu, arkadaş bolluğu, merhamet bolluğu, vefa bolluğu, vs. Fakat aklında ve kalbinde bu bolluk bilincine sahip olmadan, ne sevgiyi ne parayı ne arkadaşı hayatımızda tutmak mimkin değil. Ben de bu veriden hareketle, bugünün yıkım ve inadına da bir merhem niyetine ve en temelinde hayatıma bolluğu çağırmak ve içinde de tutmak amacıyla, Louise Hay'in Düşünce Gücüyle Tedavi kitabından alıntıladığım şu notları her gün yeniden yaza yaza beynime kazımaya karar verdim. Bu benim, Trump'a ve Brexit'e hayır, Farc'la barış sürecine 'evet' oyumdur,
belki faydası olur diye de paylaşıyorum:

Hayatımdaki herşeyi kutsamak hoşuma gidiyor: Evimi, suyumu, elektriğimi, telefonumu, mobilyamı, eşyalarımı, giysilerimi, arabamı, işimi, paramı, arkadaşlarımı; görme, hissetme, dokunma, tatma, yürüme ve bu gezegenden zevk alma yeteneğimi...
*
Faturalarımı seviyorum.
*
Güvencem herşeyi yaratan kozmik güçle bağlantı yeteneğimdir. 
*
Evrende herşey bol ve çeşitli.
*
Başkalarının parayı harcayış biçimini eleştirmiyorum.
Başkalarının talihli oluşuna seviniyorum. Her şey herkes için yeterli miktarda.
*
Kendimi daha çoğuna layık gördüğümde, daha çoğu bana gelecek.
*
Günde en az bir defa kollarımı açıyorum ve 'Evrendeki tüm iyiliklere ve bolluğa açığım' diyorum
*
Bilinç kozmik bankadır.
Kendime paradan zevk alma izni veriyorum. Para bir değiş-tokuş aracı.
*
Değişmeye hazırım!
Eski olumsuz inançlarımı bırakmaya hazırım!
*
Sabit gelir zihniyetinden vazgeçiyorum. Yeni gelir yollarına ve almaya açığım. Beklediğim ve beklemediğim kaynaklardan bana gelirler geliyor.
*
İltifatları kabul ediyorum.  İltifat bolluk bilincinin bir armağanıdır. Onu zarif bir şekilde kabul ediyorum.
*
Sınırsız bir kaynaktan 
sınırsız yollarla geleni kabul eden
sınırsız bir varlığım